« Öncekii |

15/4/2009

ayaklarına karasular inmiş kızın güncesi..

Bugün Feshane'de üniversite tanıtım fuarı vardı.Sabah 9:20 de uyanıp 'acaba araba gitmiş midir?' diye düşünüp koşarca çıktım evden.Tabii yanıma dün gece başlayıp bitirdiğim dönem ödevini alarak.Konumuzla alakalı değil ama dönem ödevini yazarken tam bi aptal gibi hissettim kendimi.11 sayfa kitaplarda yazanları deftere geçir,al sana dönem ödevi...Hoca'nın okuyacağı-okumayacağı da malum değil.Diyelim ki uzun uzun inceledi,puanımı nerden kırabilir ki?Kitabı geçirdim sadece.Bana bişey katmayan,elimi yormaktan başka bi işe yaramayan iğrenç dönem ödevleri...
 Her neyse okula gittiğimde arabalar kalkmak üzereydi,öğretmenler de derse girmiş.Üstelik son gün.Bugün aldı aldı,bi daha peşinden koşsam da almaz o hoca.Müdür bey'e verdim 'bunu fatma hocaya verirmisiniz?' diye ama kabul etmedi,bişiler mırıldandı.Otobüs kalkmak üzreyken Deniz dosyamı alıp öğretmenler odasında birine vermek için doğru koştu.Ben de Feyyaz'a el sallayıp diğer sınıfın arabasına bindim.
Biraz sonra Feshane'deydik.Standlardan verdikleri her broşürü her kitapçığı her test dergilerini aldık,ikimizin elinde toplam 8 poşet olunca ve bizi her gören bi 'YuH' demeye başlayınca bi yere oturup hepsini ikişer poşete doldurduk.
Aradan biraz zaman geçince dışarı çıktık.Baktık kimse servisle gitmiyo herkes dolaşıyo,bizde ayrıldık sürüden.Eminönüne doğru yürüdük.
Unuttuğumuz bişey eminönü-feshane(eyüp) arasının ne kadar uzak olduğuydu.

İşte,yukarıda gördüğünüz haritadaki kadar uzak.
Siz şööyle bakınca 'ayol ne yakın' diyebilirsiniz ama biz abartısız 1 saat yürüdük.
Aslında ben,kendime değil de 'ben o kadar kazma mıyım?' deyip 0nca kilo ağırlığındaki bütün poşetleri yüklenen Deniz'e acıdım Masum
 Neyse yürüüü yürüüü yürüü...yol bitmiyo..
Dedim bi çekirdek alıp sahilde yiyelim. Yok diyo.ille de balık ısmarlıcak....
 Neyse konuşa konuşa bi saatlik yolu bitirdik.
_____________________________________
Dnz:gıcık!!
3lf:sensin o.Ay yok benim,doğruGöz Kirpiyor
Dnz: Siritiyor
_____________________________________

Kayıkların oraya oturup balık-kola falan yedik.Biraz kalkınca da mısır..Gerçi çok tatsızdı,yarım bıraktım mısırı.
Neyse,biraz sonra dönüş otobüsüne bindik.Her ne kadar 'alfabenin her harfinden bi kızla çıktım ama bi türlü yumuşak g (Ğ) yle  başlayan isim bulamadım' esprisini yapacak kadar iğrenç,benim o espriye gülmemi bekleyecek kadar salak bi insan olsa da severim kendisini Dil
 -fotoları bloğa koymamaya söz verdiğim için resimsiz oldu bu gezi yazım,mazur görün-

22/1/2009

dali..

 Sertalp Efendi 'entel' de dese gittim işte Salvador Dali'ye...
Oh..iyi ki de gitmişim,çok eğlendim..
 yol iz bilmediğimizden 3 vasıtayla gittik Emirgan'a.
 bundan önce Sakıp Sabancı müzesine Picasso sergisi için gitmiştik.abartmıyorum ama saatlerce sıra beklemiştik.O yüzden
ablacoğumla(yol arkadaşım) sabahın körüsünde gidip yer kaparız planları yapmıştık.
Peri!!!!
Düşüp ölmedin di mi bitanem??
Ben erken falan kalkmadım bi yere de erken gitmedim,o sadece plandı...
                             Siritiyor
Ne diyoduk?
Ben tipik bi türk olduğum ve tüm faturaları son gününde yatıran bi sülaleye mensup olduğumdan kelli dali'nin de son gününde gittim gezmeye.Gerçi 10 gün daha uzatmışlar,son gün 1 Şubat olmuş ya neyse...
Ne diyoduk?
Lacivert boğaz manzaralı yere gidip sıra beklmeye başladık.
O da ne?
Sıra denen birşey yokmuş nerdeyse...7 dakikada biletleri alıp içeri girdik...
(bu arada öğrenci biletleri 3 YTL,gitmek isteyen olur 'sergiler çok pahallı' bahanesini uydurursa bilgisi olsun diye diyorum)
Montları vestiyere verdik,telsizlerimizi alıp sergiyi gezmeye başladık.
Herşey çok çok güzeldi,bilmemiz gereken şeyleri telsiz bize açıklıyodu zaten...
bu arada enn görmeyi istediğim resimler yoktu,ünlü tabloları falan...Dicem biz gezememişizdir orasını ama 4 saat  oyalandık,gözümüzden kaçması imkansız..
 Neyse ne diyoduk?
Size en hoşuma giden şeyi söyliim
Herşey serbestti.
Yani fotoğrafını çek,içerde simit ye..karışan hiçkimse yok.En sinir olduğum şeylerdendir biyeri gezmeye gidersin 'gülmek yasak, fotoğraf çekmek yasak yemek yemek yasak emir yağdırırlar.Al sergini de başına çal diyesim gelir..

Bu arada nazım-piraye aşkı vardır ya,adına kitaplar yazılmıştır falan...
bu Salvador'un karısı Gala'ya olan aşkıyla boy ölçüşemez sanırım...Ya kadını saçlarını tararken bile resmetmiş adam.Her resimde ondan bi parça,her resimde gala'nın adı...Gala kendisinden 10 yaş büyükmüş ve bi arkadaşının da karısıymış üstelik(ne düşük bi cümle..)...
Sergi kısmı böyle işte.Bi daha diyorum iyi ki de gitmişim,çok güzeldi..
Dönüşte sahili dolaşma kararı aldıydık özlemle.O sırada da bi otobüs gördük Taksim-emirgan otobüsüymüş.Yani ona binsek sadece 2 otobüsle evde olabiliriz.Birbirimize şöyle bi bakıp sahile gitme kararı aldık.Tam taşlara oturup ayağımı sallıcakken Özlem kaşıyla gözüyle 'oturma pis taşa' efekti verince ikimiz de ayakta durup mal mal denize bakmaktansa otobüse bineriz diye düşünmüş olmalıyız ki (27 kelimelk bi cümle ve hala bitmedi..Nefes alalım biraz)
ikimiz de nerdeyse maraton koşarak otobüse yetiştik..Bindiğimizde nefes nefeseydik


bu arada okulda Perü ve duvar tarafı okey oynamaya gitmişler,bende okey oynamak istiyodum ama:(
Çok kıskandım...
Neyse artık başka zamana..

5/1/2009

kadıköy günlüğü...


 Dün nerdeydim bi tahmin et?
Edemedin mi yoksa?
Peki öyleyse alttaki resim sana bişeyler anlatıyordur...

 Eveett ...
Periyle buluşup Kadıköy'e gittik...
Ben normalde şanssız bir insanımdır.Koşa koşa iskeleye giderim,'gemi şimdi kalktı yegenim,bekliceksin' derler.Ama bu sefer öyle olmadı.Gemi 13:45 de kalkıyodu ve peri 13:44 te Beşiktaş iskelesine teşrif etmişti =)
Nefes nefese bindik gemiye
(Peri; Gemi değil ,kaç bin kere söylicem vaapuur!!!  Diyodur sanırım şu an=)
Simit almıştık 2 tane,yol boyunca martıları doyurduk,o kadar eğlenceliydi ki...Hayatında hiç deniz görmemiş insanlara üzülürüm ama denizin şehrinde yaşayıp bi gün bile bu keyfi yaşamamış insanlara gerçekten acırım...Bunun keyfi hiçbişeyde yok.
Aç martılar simitleri havada kaptılar,yolun bitmesine biraz daha kalmıştı ki elimizdeki simitler bitti.İçeri girdik,büfeden yeni simit almaya gittim ama kalmamış.İçimiz ısınsın bari diye iki tane sahlep aldım bende,dünyanın parasını verdim,meğer markasız toz salepmiş.Götürdüm Periye ama hanfendi sahlep sevmezmiş(gel de boğma)
 Neyse karaya yanaşınca 'ilk biz atlayalım gemiden' dedim Perüye.Koşar adım ilerledi.
Bi adım atmamla ıslak zeminde düşmem bir oldu.Kafamı oturaklara çarptım,salep başımdan aşağıya döküldü.
'perüü' diye mırıldandım.Ama hanfendinin tınladığı yok.Daha sesli bi şekilde çağırdım,hemen geldi yanıma.Benim başıma da birileri toplanmıştı.O küütt sesini duyup da gelmemek mümkün değil tabii.20li yaşlarda bi çocuk selpak verdi.Teşekkür ederim deyip saçlarıma bulaşan sahlepi temizlerken 'üstünde de var,bence onu da sil' dedi bilmiş bilmiş HastaAl kıymetli mendilini başına çal,haspinallah ya...

Bi paket selpak,2 tane kusmuk kokulu ıslak mendille temizlenip resimde gördüğümüz yere gittik.
 Haydarpaşa Garına...
Haydarpaşa Garı dedik de aklıma gelen bişeyden bahsedeyim.
Hanii filmlerde-dizilerde haydarpaşanın merdivenlerinden inilip 'ulan istanbul...'la başlayan cümleler kurulur ya.Mesela Beşik Kertmesinde-Kavak Yellerinde falan da vardı ona benzer sahneler.
İşte o merdiven var ya...
Ufacık bişi
Ben ciddiyim.İki zıplayışta iniliyo...
Neyse günlük,buydu anlatacağım...
Islak bi banka oturup iki çekirdek çitledikten sonra ayaklanıp Süreyya Opera Binasını bulmaya gittik.Geçen haftalarda da gitmiştim gerçi ama yol bulma konusunda balık hafızasına sahibim (duruncu balıklar balık hafızası sözüne kızmıyolardır inşallah)
 Neyse,gittik,yerlerimize oturduk,doğu ezgileri adlı baleyi izledik.Operayla kıyaslarsak 'ennfesti,mükemmeldi',müzikallerle kıyaslarsak 'son derece vasattı' Mutlu
 Oyun Çalıkuşu-hürrem sultan-harem gibi ayrı ayrı 8(?) parçadan oluşuyodu.Genel kültür azlığımdan sanırım bi halt anlamadım.Çalıkuşu mesela,hikayesini bildiğim bi kitap ama danslarını neye benzettiklerini hiç anlamadım..Böyle işte...
Dönüşte hava epey kararmıştı.Aheste aheste gittik ki hava biraz daha kararsın.Gemiye gece binmek de başka bir eğlence.Geçen haftalarda gitmiştim ama bu kadar zevk alamamıştım gerçi,tabii nedenim vardı.Eve çok geç kalmıştım ve vapur aheste aheste ilerliyodu.
 Yine hiç beklemeden bindik vapura.Tek kelimeyle harikaydı istanbul..

Üstteki resimde gördüğünüz dünyalar güzeli kız ve onun kulesiDil
Yandaki resim de meşhuur Kadıköy Boğa heykeli denilen ama bizim zar zor bulduğumuz Kadıköy'ün pek meşhuurr boğa heykeli=)
 Herşeyiyle mü mü mükemmel bi gündü,teşekkürler Perü







Not:adi periyle pişti olduk.Aynı bot:S aynı kot:S

4/11/2008

üsküdara gideriken...


Evet,hafta sonu burdaydım,kız kulesinde.

Çok güldüm,çok eğlendim..
İsterseniz günümü baştan aliim;
Sabah 10:50'de buluşup yola 11:30da çıkmayı becerebildiğim arkadaş grubum DEZ'lendim.
D(idem) E (lif) Z (zeynep)
Maçka parkına kadar yürüdük önce.Maçka da çimlere oturduk onlara geçenlerde de bahsi geçen  çocuktan bahsettim,başka-daha eğlenceli konularda konuştuk,planlar yaptık ve ebelemeç(!) oynadık..Bazen yaş durumumla ilgili şüpheye düşmüyo değilim vallahi=)
 Neyse gelen üç-beş kıroyla ortam bozulunca ayaklandık ve Dolmabahçe Sarayı'nın oraya gittik.Her zamanki mekanımızdır burası...Ayaklarımızı sallandırdık denize,4 simit yedik..Yiyemediklerimizi balıklara attık...
zeyn: Aaa bakın balıklar  (uzaklara bi yere simit içi atar)
3lf: Hani balık??
zeyn: Orda işte,bak bak geliyo,yicek
3lf: Saçmalama,yemicek.Hem denizi kirletiyosun bak pisli...Anaa yedi!!
Kaş çatmış
Sonra attığımız simitleri giderek yaklaştırdık bi baktık hemen altımızda avuçiçi büyüklüğünde birsürü balık...
 Neyse sahil muhabbeti bitince biraz uzağımızdaki Kabataş İskelesinde'n gemiye binip karşıya geçtik.
Gemiye binip karşıya geçmek...Dertleri tasaları bırakıp bambaşka ülkelere gitmek benim gözümde...Allahım sen sakın beni hergün geçtiği yolların,boğazın güzelliğini farkedemeyen birisi yapma...
Gemiden inip kızkulesine doğru yürüdük.Bi baktım kızlar hazırlıklı gelmişler,yanlarında resim defterleri,kalemler...Bi yandan çekirdek çitleyip bi yandan konuşup bi yandan da resim yapmaya başladık.
 Kızlar manzarayı ben yanda gördüğünüz resmi çizdim=)E napiim? Bu da benim kızkulesi anlayışım Göz Kirpiyor
 Biz hahara huhuhu konuşurken önümüzdeki merdivende oturan, sevgili oldukları ama birbirlerini hiç sevmedikleri bin metre öteden anlaşılan çift dik dik bize bakıp 'kalksanıza başka yere!' dedi.Aslında ben bunu 'Çok gürültü yapıyosunuz,kalkarmısınız' olarak anladım ve hak verdim çünkü çekirdek yemiyip  'pasif çitleyici' olma durumunun berbatlığını iyi bilirim Dil
Neyse ben toparlanıp biraz öteye geçtim baktım bizim kızlar ufak çapta kavga ediyo...Neyse sinirlenip yanıma geldiler,söyleniyolar tabii şöyle deseydim,böyle yapsaydım...durumu...
Biz böyle konuşurken önümüzdeki merdivende duran 2 bayan arkasını dönüp 'aa resim mi çiziyosunuz?' diye muhabbet açtı.Zeynep resim defterine çizdiği animeyi gösterdi falan...
'aa ne güzel,hepinizin bi yeteneği var'
'Elif de çok güzel şarkı söyler'
'Aaa,harika.Söylermisin bize bi kuple?'
 Söylemedim tabii çünkü bu onlara işkençe olurdu.Mesleklerini sordum üniformalarını gösterdiler.PTT'de çalışıyolarmış
'Bu aralar PTT'yi ben zengin ediyorum gibi geliyo' dedim.Ona buna çok sık mektup attığımı falan söyledim(aynı sıklıkta cevap geliyo mu? Yoo...__acı bi gülüş__)
'Ben kişisel mektupları görünce çok heyecanlanırım,asker mektuplarında falan.O kadar sıkıldık ki hep fatura hep fatura..Emek verip mektup yazan çok az...' dedi bayanlardan biri.
Açıkçası PTT memurundan beklemediğim bişeydi bu.yıllar önce yabancı mektup arkadaşıma mektup yazmış,zarfın üstüne de kalp ot böcek neyim çizmiştim.Sen PTT memuru tut,pulu tam benim çizdiklerimin üstüne bas!
Deli olmak işten değil=)
 Neyse bayanlarla epey bi muhabbet kurup hava kararınca ayaklandık.Vapurun keyfi de gece çıkıyo...İnip benim her zaman uğrak mekanım olan Beşiktaşta biyerden iki küçük boy pizza aldım.O da ayrı bi olaydı zaten..Ufak bir kesit:
3lf: 'bi dükkanda iki laz çalıştırmak sakıncalı değil mi??
eleman: 'iki mi?Ne iyimser...Dükkanın sahibi laz..'
Herneyse pizzalarımızı yedik,otobüsümüze bindik,hava epey bi kararmışken evdeydim...
....Harika bi gündü....
Hazır zeynepten açıldı konu; dün okul ve dürüm faciası çıkışı Okmeydanına Zeynepin yanına gittim.Beyoğlu Belediyesi'nin yurtdışı gezileri hakkında bilgi almak için.Bana dediydi ki 'Bizim okulun orda' meğer teee beyoğlunda,yani bizim bulunduğumuz mekan göz önüne alınınca 'teee cehennemin dibinde'ymiş.Yokuş üstüne yokuş çıkınca bi saatlik yürüme yolu gözümde daha da büyüdü...
Geziler bizi kapsamıyomuş ama,sadece Beyoğlu okulları gidebiliyomuş...
Aslında yazmak istediğim,Gülperi'nin uzun bi kahkahadan sonra 'ay ne komiksin,nerden buluyosun böyle şeyleri' dediği bi olay var ama...
Herşey de bloga yazılmaz di mi?   Göz Kirpiyor

4/11/2008

örümcek ağı manzaralı eğlenceli bi yemek

 Ülkenin birinde üçlefe adlı,tatlı mı tatlı,kimine göre dünyalar güzeli,kimine göre dünya gudubeti deli bir kız yaşarmış.Bu kızın üç senelik pek sevgili arkadaşı olan Coşkun'un 'bigün beraber gidelim,bi dürüm yiyelim' teklifiyle baharı andıran bir kasım sabahı yola çıkmışlar.Coşkun efendinin çok bayılarak anlattığı mekana gelince üçlefenin ve yanındaki arkadaşlarının ağzı na böyle ( Holey )açık kalmış.Çünkü kendilerinden gittikleri kelle paça/dürümcünün yola bakan yüzüne koydukları sandakyelere oturmaları bekleniyormuş.Üçlefenin arkadaşları mırın kırın edince üst kata çıkmışlar.Üst katta ufacık bir oda,birkaç sandalye,tahta masalar ve duvara asılan el işi halılarla otantik bir mekanmış.Tam 'ayy ne güzel,laylaylom' diye içeri girmişken arkadaşlardan birinin içeride onlardan başkasının da olduğunu farketmesiyle keyifleri birazcık kaçmış.Çünkü içeride bulunan arkadaş tüm masayı kaliteli ipliklerle ören bir ÖRÜMCEKmiş!Örümcek etrafında muhabbet ederken garson efendi siparişleri almış.Ama o da ne??Üçlefe'nin masasının üstündeki kilimde sigara külleri varmış.Üçlefe iğrenene bi ifadeyle garsona onu göstermiş ve garsonun küçümser bi ifadeyle kilimi alıp bi defa sirkeleyip masaya geri koymasını şaşkınlıkla izlemiş...
 Biraz sonra Coşkun Efendinin özellikle söylediği '6 dürüm biri acılı' sözünü hiiç tınlamadıklarını belli eder gibi acıdan yenmeyen dürümleri getirmiş garsonlar...Üçlefe ve arkadaşları sadece Coşkun'un hatrı için bi ısırık almışlar ve aynı anda seri haraketlerle içlerindeki soğanları didik didik çıkartmışlar.Aslında hepsi soğan yiyebilen insanlarmış ama koskoca bi soğanı öyle koymuşlar ki yediklerinin tadını alamıcak durumdaymış.Herkesin acıdan dolayı  yüzü kızarmış,ağızları türlü şekillere girmiş.Hüseyin bile 'Abi burası mıydı bizi getireceğin yer?Iyyk ' demiş.Eleştiri oklarına maruz kalan Coşkun üzüülmüüş,ezilmiiş,büzülmüüş...Demiş ki ben
sizin geçen gittiğiniz gibi(şanlı şirvan/nurtepe) zengin züplerin gittiği mekanları
sevmiyorum,burası daha doğal,daha güzel..
 Herneyse yemekler yenmiş hesap ödenecekken adam onlara
haketmedikleri bi fiyat söylemiş.Buranın devamlı gittiği bir mekan olmasının verdiği güvenle indirim yapmak isteyen Coşkun'u tersleyen ve 'Abi şu kadar indir ayağamız alışsın' sözüne kayıtsız kalan görevliye 'bi daa da buraya gelmicez işteee' diye tehdit etmiş Gülperi.Adam küçümser gözlerle bakıp 'gelmeyin zaten çok gürültü yapıyosunuz' demiş.
 Boyunları bükük şekilde kelle paça/dürümcüden ayrılan grup üçlefe ve gülperinin her zaman gidip dolcia yediği,kayıncaktan ters çıktığı ufacık parka gitmişler.Karşılıklı banklarda oturmuş,sıkıcı bi sohbete girişmişler..Üçlefe bakmış bu böyle olmucak çimlere oturmuş ve 'hadin şişe çevirmece oynayalım' demiş.Başlarda sıkıcı gelen oyun sonraları çok eğlenceli geçmiş.Çimlerde dönmeyen gözlük kabını çevirmeyi bırakmış,herkes birbirine merak ettiği soruları sormuş...Laf aramızda kalsın ama üçlefe Coşkun'un periye söylediği 'Bazı insanlara Allah öyle bi özellik vermiştir ki çok içten gülerler,geçenlerde Hüseyin'e de söyledim sende de o var,hiç ağlamamalısın bence' sözünü birazcık kıskanmışGöz Kirpiyor
Üçlefe,Gülperi,İknur,KBR,Coşkun,Kenan ve Hüseyin bu güzel geçen günü tekrarlamayı düşünüp ayrılmışlar.Akıllarda ve telefon kameralarında örümcek ağları ve 'cesaret' diyen coşkun'un kayıncaktan ters çıkıp kayması yer etmiş,herşeye rağmen ilerde torunlarıma anlatacağım harika bi gündü diye düşünen üçlefe Okmeydanına Zeynep'in okuluna gitmek üzere otobüse binmiş

(iyi bir çocuk olursanız ve dikkatli bakarsanız örümcek ağı manzaramızın bi parçasını görebilirsiniz=)

18/10/2008

dürümcüye giden hanım kızlar

*ananız hiç yesin yarımşardan üç yesin hikayesini bilmeyen yoktur sanırım.Hanii kadının teki 6 elma alıp 6 çocuğuna paylaştırmış.Annesinin yemediğini gören büyük çocuk elmasını yarıya bölüp annesine vermiş,sonra diğerleri...En sonunda çocuklar yarım,kadın 6 yarımdan 3 elma yemiş olmuş...
 Hıh;dün kendimi aynı bu uyanık kadın gibi hissettim.Okul çıkışı 7 kız toplaşıp dürümcüye gittik Nurtepe'ye.Hesapta
İknur'un bildiği bi yermiş.Neyse bi girdik ki bizden başka pembe nüfus cüzdanına sahip tek Allahın kulu yok.Neyse ki aile bölümü varmış da dik bakışlardan kurtulup oturduk.Dürüm,2 lahmacun,ayran,kola falan aldı herkes.Gerek züğürt günümde oluşum gerek 2 lahmacunu ömrühayatımda bitirememiş olmam nedeniyle bi tanecik lahmacun söyledim bende.Neyse ilkönce İknur'un dürümü geldi,bikaç ısırık falan aldım(kendi evinde kimsenin içtiği bardaktan su içmeyen insanın hiçde steril olmayan bu paylaşıma izin vermesi incelenmesi gereken bi olay ;) herneyse sonra bizim lahmacunlar geldi.Yedim,doydum tabii...İki tane alan hiçkimse bitiremedi haliyle,bölüp masadakilere dağattılar.Masada zafiyet geçirmeyen kimse kalmadığından o masadakilerden kastım şahsen bizzat kendim oluyo=)


   * 'Görmemiş grup dürümcüye gitmiş fotoğraf çekmekten yemek yiyememiş' durumu oldu biraz.Ama tepemizde parlayan (ve KBR'min defalarca güneş dediği=) avize nedeniyle çekilen resimler hiç güzel çıkmadığından buraya koyamayacağım.
* 'bi dahakine tahta da getirin,ben okuyamadım,alfabeyi öğretirsiniz' bu söz garsonumuza ait =)
*Yasemin tutturdu 'adama ayıp olur ya,temizleyelim masayı' diye.eh elimiz mahkum abakları üstüste yerleştirdik,peçetelerle masayı sildiler...Eğer herkes kendi masasını kendi temizleseydi o adam iş yapabilirmiydi ya?...
*Dönüşte sakızlı dondurma yemeye gittik,ama dondurmacı kapalıydı :(
 İknurda bize çikolata aldı.Münübüste tam yicektim birazını kırıp yanımdaki çocuğa verdim.Sonra gözü kalmasın diye diğerine ,diğerine.. derken iki lokmacık yiyebildim anca...

« Öncekii |

MySpace Cursors

WOW MySpace Cursors & MySpace Layouts

MySpace Cursors