« Öncekii | Sıradakii »

10/1/2009

kasaba

 Geçen gece babamla televizyon izliyoruz...
Etrafta derin bi sessizlik hakim.
Geldiğinden beri 'hoşgeldin,nasılsın' dışında cümle kurmamıştık.
Sonra birden elektrikler kesildi.
(elektrikler birden kesilir tabii yavaş yavaş kesilmez.Lafın gelişi dedik canım,anlayın işte=)
Bi mum yaktık ve muhabbet etmeye başladık.Yaklaşık bi buçuk saat hiç durmadan konuştuk,ufak çapta gölge oyunlar oynadık falan,çok eğlenceliydi.
Sonra elektrikler geldi.Kanal kanal gezerken CNBC-E de siyah beyaz bi film dikkatimi çekti
Açtığım sahne bi köy okulunda geçiyordu.Teletexten ismine baktım 'kasaba'ymış.
Hmm dedim.Şehirden kasabaya gelen bir öğretmen vardır heralde,onun hikayesidir.Dakikalarca izledim ama filmde ses yok.
Felaket derecede ağııır ağıır akan bir filmdi.
Kardan ıslanmış çorapların sınıftaki sobaya da damlamalarını yaklaşık 4 dakikada izledik,yada genç adamın yokuşu çıkıp gözden kaybolma sahnesini...

Ağıır ağıır aksa da beni içine çeken hoş bir filmdi.İzlerken konuşan kişiye hak verdiğimiz türden bişey.
Bi yandan filmi izleyip bi yandan yorumlarda bulunduk babamla.
Ananeme çekmişim sanırım,bir film  izlerken çok konuşur hep yorumlarda bulunurum,Zeyneple her film izlediğimde sırf bu nedenle tartışırız.Gel gelelim film izlerken birilerinin konuşmasına gıcık olurum(bu ne perhiz bu ne lahana çorbası deme okuyucu,kıl bi insanım,elimde değil).
Öf konu dağaldı.Ne diyoduk?
Babamla film hakkında yorumlarda bulunduk sohbet ettik falan ama tek sahne bile kaçırmadık.Çünkü filmin büyük bi bölümü sözsüz-sırf görüntülerden oluşuyoduGöz Kirpiyor
 Kesin ödüllü bi filmdir diye düşünmüştüm izlerken.Şimdi netten baktım gerçekten de İstanbul-Berlin-Cologne film festivallerinden ödülle dönmüş bir Nuri Bilge Ceylan filmiymiş.
Böyle işte....
Not:konusu kentten köye giden bi öğretmenin hikayesi değilmiş tabii.O kadar izledim bitti hala konusunu tam olarak anlayabilmiş değilim

10/1/2009

dersaneden manzaralar

hep okuldan diyaloglar yazmıcaz ya,biraz da haftada 15 saatimi geçirdiğim dersanemden bahsedeyim.
Geçen hafta Türkçe dersindeyiz.
Basit-türemiş fiilleri falan işliyoruz.
Neslihan hoca soruyor
hoca: Gözlemek basit midir?
herkes: Hayır türemiştir
hoca: Giyinmek basit midir?
herkes:Hayır türemiştir
hoca: Sevmek basit midir?
Arkalardan hülyalı bir ses:Aaahh..çok zordur
Güldünüz di mi?
Kabul edin komikti
Ona gülmediyseniz yedekte şu var
Bugün coğrafya dersinde depremleri işliyoruz.Konu bitince deprem anında yapmamız gerekenleri konuştuk,hoca bi olay anlattı
İlkokul öğrencilerine 'deprem olur olmaz sıranın altına gireceksiniz' demişler.O hafta  deprem alarmına basmışlar bütün öğrenciler sıranın altına girmiş.Aradan bi hafta geçmiş yine alarma basmışlar,öğrenciler yine sıranın altına girmiş,ertesi hafta bi daha...Bikaç hafta sonra teneffüs vaktinde basmışlar alarma.Bahçedeki tüm çocuklar sınıflara-sıranın altına doğru koşmuşlar Kaş çatmış
Bu hikayeden bi kez daha anlıyoruz ki ufak çocukların durumu  gerçekten  vahim...
 Evet sevgili okuyucular(Havali) aldığım notlar bunlarla sınırlı olduğundan yazımı burada kesiyorum.Yeni yeni günlerde yeni yeni yazılarda buluşmak dileğiynen..hoşçakalın

1/1/2009

evvel zaman içinde üçlefe..

 Kimilerine göre kısa olabilir ama bana göre uzuuuuun bi aradan sonra merhaba blogcuğum.Görünürde 7 gün boş kalmış bloğum ama aslında 24 gün boşbeleş yazılarla dolmuş zavallım...
 Peki o zaman yavaş yavaş geriye dönüşler yaparak aralığın dökümünü çıkartalım.

*31 aralık 2008 ile 01 ocak 2009 arasında hiçbir fark göremediğimi yazmıştım sanırım.Fark görenleri de anlayamıyorum nedense.Hele döörrdd  üüüjjj igiii  biiirr yeppPOO yapan koca koca adamları şaşarak izliyorum.Kaç yılbaşı saat 23:30 dedin mi yatıyordum,bu sefer de öyle oldu,kestane-mandalina eşliğinde Çok güzel haraketleri izleyip kahkahalara boğulduktan sonra sıcacık odama geçtim.yarım saat sonra havai fişek-silah seslerinden uykum bölünmüş oldu gerçi ama,boşver.Sabah bi güzel de kahvaltı yaptık,ordan dooğru işyerine geldim blog yazmak için.40 yılda bi boş gün bulmuşum,onu da canum bloğuma ayırmak istedim.
*Yeni yılı anlamam ama hediye olayını anlarımMutluTicareti canlı tutmak için kutlanan bir gün daha...Dersanede kura çekilişi yapmıştık,3 liraya lila renkli datlu bi çimadam aldım kıza,tanımam etmem niye daha pahallı bişi aliim?Bana hediye alan kız beyaz bi kazak almış bişi marka.Poşetinden belli epey de para saymış ama hiç giyinmeyeceğim türden bişeydi.'fişi var mı?Git değiştir bunu' diyecek samimiyette olmadığımızdan çok beğenmiş gibi yaptım Utanmis
 Dün okula giderken peri mesaj atmıştı 'sana süppüzüm var' diye.Kimbilir yine ne getirdi die düşündüm.En son sana süppüzüm var dediğinde hamsili pilav getirmişti
^
 Meğer çok tatlı bi saat almış.Sarılan iki kız var,ellerinde bi direk tutuyolar,direğin üstünde bi saat.Saatin içindeki resmi söküp bizim ennn iğrenç resmimizi kesip yapıştırmış,üstüne de 1-2-3----12 sayılarını da tpeksle yazmış Göz Kirpiyor Burdan teşekkürlerimi sunuyorum
*Dün dersanem vardı ama çıkış saati ile etüt saati arasında epey vakit var.Biz de Perü'yle Kanyon'a gitmeye karar verdik,otobüse bindik.Leventte bi noktaya geldik trafik durdu.Dakikalarca beklediiik,beklediiiik ...15 dakika geçip biz hala olduğumuz noktada sayınca inip yürümeye karar verdik.İndik,sağa döndük...Aman Allahım!Kanyon karşımızda...15 dk boşu boşuna beklemişiz meğer deli oldum...

*Seevvdim bir genç kadunu...Müzik dersinde bu şarkıyı işledik,harikaydı.Peri bana 'sesin çok güzel dedi.
Şu videodan sonra ordakilerden biri 'Behlül,senin sesin çok güzelmiş.Bence buğu değerlendirmelüsün' demişti,bizim aramızda uzun süre espri konusu olmuştu bu replik.bi an ona benzettim şahsiyetlerini...
*Eski üçlefeyi özlemiştim uzun zamandır.Kalabalıktı gurup şuruptu falan bana uyan şeyler değil.Gülyabanilik var içimde biraz,pek belli etmesemde insanlarla heran vıcık vıcık olmayı sevmiyorum.Biraz zorunlulukla da olsa sıramı değiştirdim,eski-orta sıranın en önüne geçtim.Sıramı değiştirmemin bin tane nedeni var gerçi ama en mantıklısı aylardır önümdeki kızın saçlarını her gördüğümde düğümleme isteğimin olması.Şimdilerde benle muhattap olmak istemiyomuş haspam,geçtim bende kurtuldum o da.En azından nonstop gözyaşı sümüğe karışmış halde gezen (pek sevgili -peh peh-) arkadaşımı görmüyorum.
Aa üçlefe,sen gittiğinden beri ağlamıyo ki o?
 Pardon,unutmuşum Mutlu
*
Enn sevdiğim insanlar listesinin 3. sırasındaki kişi artık benimle konuşmak istemediğini söyledi(söylemedi üçlefe,msj attı!).Diğer insanlar nasıl tepki verirlerdi bilmiyorum ama ne yalan söyliim,ben çok güldüm duyunca(aptal üçlefe,yine karıştırdın!duyunca değil -okuyunca).Hangi salak neden benimle konuşmamak istemesin ki?Şahsen ben bensizliğe 3 gün bile tahammül edemezdim,yine iyi dayanıyo.
Bahsi geçen arkadaşa Allah'tan sabır kendime güzel günler diliyorum.
^
*Yağıza soruyorum
göz ne işe yarar? göörrmeyee
kulak ne işe yarar? duymayaa
dudak(ağız) ne işe yarar? gülmeyee
burun ne işe yarar?  Öksürmeyeee  Siritiyor(yerim onu ben)
*Aralığın ilk haftasında Yağız'la limon zeytin altın çiçeğin peşinde adlı çocuk oyununa gittik,oyun bitince 102 parçalık puzzle hediye ettiler.O yapboz var ya o yapboz...
Ömrümü çürüttü resmen.Yağız belki 1000,hadi abartmiim 995 defa bozdurup yeniden yaptırttı bana...
*Geçen Pazartesi 10 kişi toplaşıp AROG'a gittik.Molada tıkınmak için dışarı çıktık Periyle.Asansöre bindim,tam kapı kapanıcakken baktım ki Peri yok.İndim sağıma soluma baktım yok.Lavaboya gittim,yemeğimi aldım nasolsa o içerdedir diye sinemaya girdim,yerime oturdum.Kenan sordu 'gülperi nerede?'
Gülperi nerde?
Hakkaten nerde  bu kız ya?Biraz bekledim gelmeyince aradım defalarca,mesaj attım hala yok.Kızlardan biri sordu nerde diye 'ışıklar kapanınca gelip önde bi yere oturmuştur' dedim ama söylediğime ben bile inanmıyodum.Meğer gerçekten ışıklar kapanınca gelip önde bi yerde yemek yiyomuş Kaş çatmış
*Sinemaya gittiğimiz gün Hüseyin 'Ben seni bu halde yanımda yürütmem' demişti,bu bi iltifattı ve çok hoşuma gitti.Ama garip olan o kot pantalon ve ceket benim bakkala giderken bile giyindiğim,normal zamanda kimsenin güzel tarzı bişey demediği sıradan elbiselerdi...


^valla hamsili pilavdı be günlük.Sevdiğimi söylemiştim,o gün de teyzesi yapmış.Saklama kabına koyup getirmişti=)
^sırası değişmedi,hala en sevdiğim insanlar listesinde ki 3. kişi.daha önce de demiştim kötü birşey olunca eski güzel günlere sünger çeken garibanlardan değilim ki

19/12/2008

bi cümle diye başlanan ama paragraflarca devam eden bir yazı dah

Cumali Hocamı çok seviyorum..
 Hatta bu okulda bi onu seviyorum diyebilirim,geriye kalan herkes figüran sanki..
'ne yani sadece bunu mu söylicektin üçlefe??'
Kesinlikle bunu söylücektim.Aslında içimde
'beni sinirden tırnaklarımı kemirmeye iten insanı,kıskanç bir insan olduğum gerçeğini,kimsenin beni anlamadığını,sadece mutsuz olmak için yaşayan ama bunu kessinlikle inkar eden insanları,dünyada belkide
ennn sevdiğim insanın avucuma aldığımda akan kum taneleri gibi hızla nasıl hayatımdan çıktığımı,sinirime dokunan herşeyi söylemeyi,birisinin sırtımı sıvazlayıp 'haklısın üçlefe' demesini,neden böyle olduğunu ' yazma isteği var ama yazamıyorum....

yılbaşında benim için dilediğin dilek tutmuştu,bu sene için de bişey istesene demişti Kübra
Düşündüm
   Düşündüm...
      Düşündüm..
Dilediğim şeyin şu anda bakınca bedduadan farksız olduğuna karar verdim


(ben kötü değilim,hatta çok iyiyim.Asıl onlar kötü...
bu gerizekağlı bulaştırdı kafayı yana eğip olmadık şeylere takılmayı, 'çok mutsuzum' havalarında gezmeyi.İçimdeki herşeyden kurtulmam lazım ama nasıl..)

 Konu dağaldı
Ne diyoduk?
İyi ki varsın Cumali Hocacım,benim gözümdeki değerini tahmin bile edemezsin...

7/12/2008

geleneksel bayram günleri..

Merhaba sevgili blogcum...şu an bayram olmadı gerçi  ama herkesin bayramını en içten dileklerimle kutluyorum
Yarın yine erkenden kalkıcaz,geleneksel bayram kahvaltımızı yapıcaz...Babam sucuklu yumurta pişiricek,gelenkesel kısmı bu.Devamı bildik kahvaltı:)Aslında bu bizim geleneksel pazar kahvaltımız ama Özlem'in yokluğu,haftasonları dersanemin olması falan sekteye uğratıyor.Sonra daha yeni aldığımız şeyleri giyinmeden kapı çalacak,aceleyle şekerleri kavanoza koyucaz,kafasında havlu olmayan birisi şekerleri ikram edecek...
 Sonra yenileri giyip bizimkilerin elini öpücez,babam 20'şer vericek.Biraz sonra arabaya atlayıp bayramdan bayrama ziyaret ettiğimiz,ne onların bizi görmekten mutlu olduğu ne bizim bayıldığımız ev gezmeleri yapıcaz, televizyonlarda 'Ahh ah nerede o eski bayramlar' geyiği dönecek,o eski bayramları yozlaştıranın zaten televizyon  olduğunu düşünüp sinir olucam.Daha sabah kanlı canlıyken şimdi sofraları süsleyen taze etlerden bi poşet doldurulup hediye edilecek,yorgun argın eve gelicez.Anahtarla kapıyı açarken evimin kendine has kokusunu ne çok sevdiğimi düşünücem,giysiler katlanıp dolaba koyulacak,ailecek fındık kavurup televizyon izlicez,çok geçmeden yatıcaz...
 Herşey geleneksel,her sene aynı...
(bırak üçlefe bari bu değişmesin)
 Ne diyoduk?

         İyi bayramlar...Birlikte nice mutlu bayramlara,herkesi çook seviyorum.Bilmiyorum belki duymak isteyenler vardır diye düşündüm
...H E R K E S İ...

3/12/2008

sürmenaj

 Ben geldim..
biliyorum epeydir yazamıyorum ama sınavlarla testlerle o kadar yoğundum ki kafamı kaşıcak vaktim yoktu,neyseki geçti...
Uzuun uzuun yazamadığım günleri anlatiim bari;
ya da vazgeçtim...
Vaktim yok pek,ben en iyisi kısa kısa yaziim bloga geçmeyen günleri=)

 
Son yazımda pek havamda değildim,birine-birilerine çok bozulmuştum.O konuyu fazla irdelemek istemiyorum gerçi ama her bitti dediğimde olduğu gibi yeniden başladı.
 Bitti kelimesini hiç sevmem aslında,ağzıma yakışmaz bi kere.Kin tutmayı beceremeyen bi insanım,ondan sanırım...bikaç hafta konuşmamak iyi gelmiş olmalı ki şimdi gayet iyi aramız.
 
Bu arada kulağıma 'öküz efendisiyle mi küstü bu kız?' sorusu geldi ki alakasız bi tahmindir bu.Öküz efendinin benim içimde bitişi aylar oldu...Kendi değerini itinayla imha etti .Buradan sevgi ve teşekkürlerimi iletiyorum kendisine...Durun hazır adı geçti şunu da söyliim.Geçenlerde yolda karşılaştık,çok az konuştuk falan,sonra ben yoluma o ters yöndeki yoluna gitti.Üç beş adım yürüyüp arkama baktım,hani o da bakınca el sallıcam ya.Hani normalde böyle olur.Üç günlük tanıdığım arkadaşım bile bu inceliği gösterirken ondan beklemem çok mu?Eğer lakabını sonuna kadar hak eden bi öküzse çok tabiiki,bilmiyodum..öğrenmiş oldum sağolsun.
 
Neyse,cuma günü Yağızcım geliçek diye okulda beslediğim çimoğlum Şuayip'i eve götürdüm .Sanki ceset taşıyomuşum gibi dik dik baktı herkes,uyuz oldum.Bi de Özgün'ün 'sakalları da aynı Deniz,ehuehu' esprisi (sağolsun) tuzbiber oldu sinirime...
 evet hesapta yağız gelicekti,onu Limon-zeytin oyununa götürecektim ama teyzemin diş muayanesi yüzünden gelemedi:( bayrama artık...
 
Cumartesi dersane sınavım vardı,hiç de istediğim gibi geçmedi,deli oldum.Geçen sınavda 2. olmuştum,birinci olan arkadaş en üst sınıfa atlamıştı.O yok ya kesin bu sınavda birinci olup bende atlarım diye düşünüyorum ama bilmediğim bişey ben aheste aheste ilerlerken bizim sınıfın resmen dörtnala gittiğiydi.Bu da bana ders oldu hiçyoktan,bu bayram köprüden önce son çıkış benim için,tatil boyunca konu tekrarı yapıcam,ocakta tekrar sınav var,hadi bgakalım,yolum açık olsun...
Pazar günü de veli toplantısı vardı.Tedirgin olucak bi karnem yoktu tabii,önemsiz bi toplantı...
Bugün-yani çarşamba dil anlatım sınavımız vardı.Sıkı durun nelerden sorumlu olduğumuzu söylüyorum;
*18 türk-12 yabancı eser.Bu eserlerin içeriği,kahramanların adları-yazarları
*4 edebi akım ve temsilcileri
*Rus ve Fransız edebiyatının önemli kişileri ve bunların eserleri
 OHA mı dediniz? cumali hocamın dersi olmasaydı bende derdim ama saygımdan susuyorum=)
Salı günü elimizde kitap özetleri dizi anlatır gibi anlatıyoruz birbirimize 'şu kaynıyla evlendiriliyodu,şu köle olarak satılıyodu,şu tütün zamanında ,urlada aşk yaşıyodu,şunun birikmiş parası vardı 9 odalı ev alıp,tanrıyla şeytan iddiaya giriyodu olan faustcana oluyodu...
 Akşam odamda defalarca tekrar ettim onca senaryoyu,beynim patladı resmen.Hani avrupa yakasında Makbule çok dizi izlemekten aptallaşıyodu gelen doktor aşırı bilgi yüklenmesinden sürmenaj olduğunu söylüyordu.İşte biz de sınıfça sürmenaj olduk=)
 Sınava gelirsek,oldu bitti çok şükür...İçerik verdiği tüm eserleri doğru yaptım,çoğu soru kolaydı ama 'fatih harbiye'de doğuyu sembolize eden müzik aleti' ve  'Don Kişot'un arkadaşının adı' gibi aptal sorular da vardı.Don kişot'un cevabına 'ben bildiğimi söyliim;red kit in köpeği; rintintindir' yazdım,aslında başka bişiler yazmak vardı ama dedim ya,saygı..=)
Betül'ün 'kolay sordum' diyen Cumali Hocaya  'hıhı,keşke ayakkabı numarasını da sorsaydınız' cevabını vermesine çok güldük..bu arada A'lı B'liydi kağıtlar ama bi soru her iki grupta da aynıydı.Sorumlu olmadığımız bir eser olan Taaşuk-i talat ve fitnat.Hemen kendime pay biçtim tabii ona aldığım balıkların adı talat-fitnat olduğu için...

 
Bi de bugün tarih sınavının sonuçları okundu.Açıkçası iğrenç geçmişti,sınavdan çıktıktan sonra moralim çok bozuktu o yüzden.Hoca notları okudu,en yüksek 82 dedi.Rauf gibi tarih manyağı,90'ın altına inemeyen adam bile 76 almışsa ben halimi düşünemiyodum bile.Elif dedi yüzümü büzdüm
 72 
ilk tepkim olley diye sıçramak oldu.Sağımdaki önümdeki ve arkamdaki herkes düşük not almışken benim sevinç nidaları atmam aptal bi görüntü olmuştu tabii.Sustum,ezildim büzüldüm;içimden sevindim sessiz sessiz=)
   Bu arada aklıma geldi paylaşiim; her yazıldan çıkarken 'iğrençti,kesin kaldım bu sene,ühhüü' diye sızlanan ama en yüksek notu alanlara bi çakma isteği belirir içimde.Sizde de olur mu?
 
Neyse yazımı menekşe hocacığımın gürültü yapan kapı tarafına söylediği tehdit cümlesiyle bitiriyim;
'tek bi kişiyi öldürüp 30-35 yıl yiyip 65imde çıkmak isterim ama seri katil olursam bu mümkün değil!!

                                           Göz Kirpiyor
bir sonraki yazıya kadar;iyi bakın kendinize

« Öncekii | Sıradakii »

MySpace Cursors

WOW MySpace Cursors & MySpace Layouts

MySpace Cursors