« Öncekii |

13/3/2009

ve gitti..

Çarşamba son dersiydi bize.Buna rağmen hiiç ağlamadım bu sefer.,gözlerim bile dolmadı.Çünkü ileride de görüşeceğimize yürekten inanıyorum.Belki ayrı il kazanırım mektuplaşırız,belki de uzun yıllar sonra karşılaşırız
Neden olmasın? Dediği gibi
Dünya küçük
O gün bize gitme nedenlerinden bahsetti.
.............beni anlıyor musunuz?
Cevabım hep hayır oluyodu.Sonra biraz daha açıklama yapıp tekrar soruyodu
-...........anlıyor musunuz?
Cevap aynı, hayır
Neden soruyo ki,hiç kimsenin anlamak istemeyen birisi kadar aptal olamayacağını bilmiyo mu bu adam?
 Aynı gün nerdeyse tüm 12ler birleşip  Cumali Hocanın bikaç hafta daha kalması için
konferans salonuna indik,en az yüz kişi vardık.Sonra müdür bey geldi.(Bazı şeylerin onun elinde olduğunu bilmeyen yok) .Kendisine saygısızlık ettiğimizi elinden hiçbişeyin gelmediğini falan söylerken sert bi üslup kullandı.Tabii orda 100e yakın adam vardı,sesini biraz yükseltmesi normal ama kendisine yakıştıramadığım bi tavrı vardı.Şimdiye kadar her törende 'öğrencilerim için varım,siz bizim namusumuzsunuz' diyen müdür bizi nerdeyse başından savdı.
Biz toplanma aşamasındayken bi ara Cumali hocayla gözgöze geldik.Sinirli sinirli bakıyodu.'yandın elif' dedim.'kesin çok kızıcak eylem yapmamıza'.Kızıcağına en azından kısa bi nutuk atacağına o kadar emindim ki vereceğim cevabı bile hazırlamıştım
Ama hiç öyle olmadı.O saat bize dersi vardı ve konuyu açmadı bile,üstelik yüzü gülüyodu.Eminim bizimle gurur duymuştur(ne yazık ki asıl gurur duyması gerekenin herşeyi planlayan kendi sınıfı olduğunu belirtmek zorundayım)
 Bi ara onun hep sorduğu gibi 'öğrencilerinize sormak ya da söylemek istediğiniz bişey var mı?' diye sordum.yok.Ama senin varsa dinlerim' deyip yanına çağardı.'Söylicek bişeyim yok ama' dedim.Olsun dedi havalardan konuşuruz.
Gerçekten de dersin sonuna kadar havadan sudan konuştuk.Mesela bi muhabbet
'Kaç otobüsle gidiyosun dersaneye?'
'okuldan bir,evden 2...gidiş dönüş en az iki saatim yollarda geçiyo'
'Artık arkadaş olmuşsundur otobüstekilerle'
'Yani..'
'Benim bi arkadaş vardı,evi okula uzak olan.Her sabah 6da münübüse biniyodu,o saatte hep aynı insanlar olduğundan zamanla arkadaş olmuşlardı.Hatta 'dün gelmemiştin,hayrola' muhabbetleri bile yapar olmuşlar'
Evet...son dersimizde gülmemi istiyodu bende güldüm...
 Zil çalınca bi fotoğraf çekinebilirmiyiz? diye sordum 'duvarıma asıcam da'
2 tane fotoğraf çekindik ama ikisi de berbat çıktı.Eee Betül çekince güzel çıkması imkansız zatenGöz Kirpiyor
fotodan sonra teşekkür ederim dedi.Ne için hocam? diye sordum.Fotoğraf için dedi
'Asıl ben teşekkür ederim' dedim 'hayatıma girdiğiniz,sizi tanıdığım,hayata bakışımı değiştirdiğiniz için....'
Gerçektende iyi bi öğretmen bir çok insanın hayatını değiştirir derler.Ne yaptı nasıl yaptı bilmiyorum ama benim hayatımı değilse bile bakış açımı değiştirdi.O gün toplanan onlarca insanı görünce yalnız olmadığımı anladım.

Her neyse bi gün sonra bazı öğrenciler kaymakamlığa-milli eğitime falan gitmişler aynı sebep içn.O olaydan sonra müdür sınıfımıza gelip elinden gelen bişey olmadığını,bütün yapılanların gereksiz olduğunu falan söyledi.Koca sınıftan bi Betül bi ben biraz da Yasemin konuştuk,o kadar.Sanırım diğerlerinin umrunda bile değil bu konu.
Tam konuyu istediğimiz yere çekiyoruz.Mesela  'ama hocam okulun bitmesine 3 hafta kalmışken,en kritik zamanda bize değer veren hocanın gitmesi çok kötü olucak'  diyoruz bu sefer konuyu değiştiriyo,okulun bu sabah kırılan camına getiriyo falan...
Ama hakkını da yemek istemem.Değil sınıf sınıf gezip derdini anlatmak bizi dinlemeyebilirdi de.Bu yüzden tebrik etmek lazım bence...
Eee sonuç?
Cumali hoca gitti mi?
Evet gitti
ama en azından biz(özellikle kendi sınıfı) elinden geleni,belki de daha fazlasını yaptık.Bize verdiği emeklerin karşılıksız olmadığını,ona verdiğimiz değeri görmüş oldu,...

Ve bugün...
Bugün okuldaki son günüydü.Teker teker dolaşıp herkesin elini sıktı,sarıldı...Sıradan bi öğretmenin yapmayacağı bi davranış bu.İşte Cumali Hocayı Cumali Hoca yapan da insana verdiği değeri çok iyi belli etmesi..Sıra bana geldi.-neden bilmiyorum-önce ayağa kalkmadım.Elimi uzattım sadece.Hani nasolsa yine görüşücez ya,veda etmeye gerek yok pozları..Sonra dayanamayıp sarıldım.
Ama ağlamadım.
Ağlamayacağım çünkü bizi bırakmayacağına e-mi-nim...

Tören başlamak üzere...
Merdivenden aşağı inen herkes ağlıyo ama yok böyle bişi...Hıçkıranlar,teselliyi arkadaşının omzunda bulanlar...Öyle ki bi ara Salih
'ya ben ölsem bu kadar ağlamazlar' dedi (ve haklıydı=)
Kendi sınıfı bi konuşma yapmak istemiş ama müdür bey '4 öğretmen gidiyo,biri için tören yapılmaz' diye reddetmiş.Konuşmasında bundan da bahsedince alkışlamaya başladık.Öyle böyle değil ama tepkimizi göstermek için nerdeyse bütün 12ler yaklaşık 2 dakika boyunca alkışladık.
Sonra İstiklal marşı okundu,fotoğraflar çekildi...
Sonra herkesle tekrar sarıldı falan..
'söz verdiğin gibi tamam mı elif?'
'Tamam hocam ama sizde bi söz verin'
'Tamam elif,unutmucam'
Ağlama kotamı doldurduğumdanmıdır nedir gözlerim yine yaşarmadı=))
  Sonra kendi sınıfından bikaç kişi birleşip havalara falan attılar,asker uğurluyoruz sanki..Çok güzeldi ama..burdan sonrası çok neşeli geçti.'muuuttluu ol iyi bak kendiineee,noolurr gözün arkada kaaalmasın' şarkısını falan söylediler,merdivenleri çıkarken alkışladılar,arabasının arkasından su döktüler..Hatta Özgün ve Eren arabanın önüne atlayıp bozuk para beklediler...
Bazen Cumali Hoca bizim sınıfı daha çok sevdiğini söylerdi ama bugün anladım ki asıl sevmesi gereken,herşeyi organize eden kendi sınıfıymış.Bizim sınıfı değil de beni sevebilir tabii hala,onu çıkarmayın söylediğimden=)
Böyle işte..
belki de iyi oldu
Böyle sevildiğini bilmek herkese nasip olmaz çünkü..

9/3/2009

yağızla cumartesi..


Düşünün aylar sonra ilk kez dersaneniz tatil.Aklınızda yapmak istediğiniz binbir şey var.Hangisini seçerdiniz?
Vefakar ve cefakar bi abla olarak Yağızımı tiyatroya götürmeyi seçtim ben.Beni hiç yormayacağını daha önceki deneyimlerimden biliyodum zaten.Haldun dormen tiyatrosunda
'keçinin boynuzunu kim kırdı?' adlı oyuna götürdüm küçük tiyatro aşığını.Bana göre erken

gitmiştik gerçi ama çoğu yer dolu olduğundan arkalara yakın bi yere geçip oturduk.Koltuk düzeni de merdivenli değil,öndeki adamın boyu uzunsa yandığının resmi olan düz koltuklar.Oyun nasıldı,varsa ufak çocuğu olan okurlar gitsin mi?
Bence gitsin ama kapıda beklesin...Limon-zeytin de kötüydü gerçi ama bunda bi ara bayılıcam sandım...
Gri haşema giyinmiş bi uzaylı,dünyamızın başkanı sen çok yaşa sloganları,dakika başı olan trafik kazaları....bi de sahneyi göremiyo diye kucağıma aldığım Yağız,kalktığımda uyuşan bacaklarım eklenince...
Yine de her emeğe olduğu gibi buna da saygı duymak lazım.Yz ayında oynadığım 5 dakikalık piyes için bile ne kadar çaba gösteridiğimizi düşünürsek,tekrar tebrik etmemiz gerekecek.
Çıkışta herkes sahnede keçiyle fotoğraf çektiriyodu.Yağız istemedi.Oyuna getirip sahneye çıkardım ama utandığını söyledi...canım benim ya..
Ordan Feriköye bi akrabanın yanına gittik,yemek falan yiyip  burger kinge gittik.Oranın çocuk oyun alanında hem top havuzu hem okul otobüsü adlı oyuncak(mı desem ne desem) varmış.Çok eğlendi,çok terlerdi...Bende bi sürü fotoğrafını çektim.bi ara bi palyaçoyla aramda
'Oğlunuz mu kardeşiniz mi?' dedi
'Oğlum mu??kuzenim o benim'
'Görünüşe göre bugün çok çekiceksiniz'
'Ben her zaman çekiyorum' gibi bi diyalog geçti
Oha ya beni nasıl annesi sanabilir?
Daha önce aynı denyoluğu bi çingene de yapmıştı da kendi yaşam tarzına vermiştim...
Yanda gördüğünüz densiz palyaço=)


                 

Siz böyle sızlandığıma bakmayın.Yağızın 'çok eğlendim elib yine gelelim' demesi tüm güne değdi.                     

6/3/2009

yalan dolan üstüne bi yazı

Bugün bi arkadaşımla banklarda oturuyoruz.Birisi ona yalan söylemiş de çok kızmış.Bana göre kafama takmayacağım,kocca klavyedeki search tuşu kadar ufak bi olay ama onun için çok önemli..
 Arkadaşının yaptığının öyle kötü niyetle yapılan-büyük bi yalan da olmadığını söyledim
'ama yalan söyledi' dedi.
'Ne yani sen bana yalan söyler misin?'
Hiç tereddütsüz 'Evet söylerim' dedim çok bozuldu.Oysa ben 'hayır asla' diye yalan da söyleyebilirdim.O zaman sevinirmiydi acaba?
 Herkesin değer yargıları farklı tabii,buna bişi demiyorum da aklıma takıldı
İrili ufaklı hiç yalan söylemeyen bi insan var mıdır sizce?
Bence yoktur.Olmamalı da.
İnsan bazen birini avutmak için,bazen duygularını kimse öğrenmesin diye bazen zor bi durumdan kurtulmak için,bazen birilerini mutlu etmek için,bazen,bazen.......defalarca yalan söyleyebilir.Valla bence normali de budur.
Bu arada umarım yanlış anlaşılmamıştır,ufak tefekleri geçersek hiiç yalan söylememeye özen gösteririm.Hatta en sevdiğim şey birisine,mesela yağıza
'Tabii doğru söylüyorum,ben sana ne zaman yalan söyledimki ?' deyip 'hiçbi zaman' cevabını almaktır=)
 Bu ufak tefeklerden kastım
şunlar gibi yalanlardır.
Hee bide daha öncede
yazmıştım,karşımdaki yalan söylememi istiyosa söylerim tabii ki,müstehaktır zaten onaGöz Kirpiyor
 Neyse konuyu şöyle toparliim,geçen sene terapiye gittiğimizde değer yargılarının üstünde çok durulmuştu.Mesela bir liste yapmıştık.Grup arkadaşlarımdan birinin 1 numaraya koyduğu -hayatta en değer verdiğim şey- sorusunun cevabı benim ilk 8'ime bile girememişti.Yani herkesin değer yargıları farklıdır,bunu yadırgamamak lazım.Ayrıca bugün o tartışmayı yaptığımız nadide arkadaşıma söylüyorum
tartışmak anlaşmanın birinci koşuludur.insanlığın tarihi tartışma tarihidir,tartışmadan gelişme olmaz, tencere dibin kara seninki benden kara,ak akçe karagün içindir,üzüm üzüme....
Off..
Benim civatalar gevşedi sanki biraz.Hava güneşli bahar kokuyo,çözmem gereken onlarca test,ağlamam gereken güzel bir neden,toplamak zorunda olduğum bi odam varken burda durmuş blog yazıyorum...

Yazımı bitirirken içinde yalan geçtiği için aklıma gelen,ikinci mısrasını Rafet'in benden çaldığına inandığım bi şarkıyı paylaşıyorum


 

yalan değil gözlerimdeki inan
eli mahkum susuyor bu yürek
ben ahımı çekiyorum derinden

6/2/2009

tatil başlığıyla daldan dala atlanarak yazılmış,uzun,karışık bi

 Meraba günlükcüm
birazcık rahatsız olmamın ve burnumun deli gibi akmasının ve yanımda selpak niyetine bişeyin bulunmamasının dışında-bomba gibiyim...
 Özlemi okumaya,annemi de kızının tuttuğu eve teftişe Mersin'e yolcu etmiştim bikaç gün önce,kaldık yine babamla başbaşa...
İlk gün bi önceki günden kalanları yedik,ertesi gün lahmacun söyledik.Gerçi anneme 'kabak dolması yaptım' dedi,o da yedi=) Uzak ellerde,sevinsin gariban
(ben kiiim kabak dolması kim?)
Ertesi gün canum babacığım hiçbişey yemekten helak oldu diye düşünüp mutfağa girip,işkembe çorbası yaptım.
Çok zordu,önce işkembeleri dilimledim,sonra soğanı terbiye edip..
Ay saf saf bakıyo musun yoksa?
Suyu kaynattım,Knoor işkembe çorbasını içine kattım,karıştırdım
Budur yani=)
Bi de makarna yapiim dedim,yarım paket burgu makarna vardı rafta.Tarife uygun yaptım ve süzdüm.Normalde bizim evde asla makarna süzülmez.Herneyse,evde annem olmayınca arkada yazan tarife uydum tabii,ve karşınızda
orta doğu ve balkanların en lezzetsiz makarnası
Su tadı vardı içinde,tuzsuz...Dilber Halanın deyimiyle 'cibiliyetsiz' bi burgu makarna olmuştuHasta
Canım babacığım beni kırmamak için mayonez ketçap döküp yedi ama ben o cesareti pek gösteremedim Ninja
 Neyse ki bu sabah annem geldi de yemek yapamama maceralarım son buldu=)
Bu arada yanlış anlama olmasın sizinle bişi paylaşiim
Elim çok lezzetlidir ama tatlı yapmak dışında mutfağa girmem çünkü ben sandığınızdan daha akıllı bi kızım.Yani şu;
Ablam 8 yaşındayken çay demlemeyi öğrenmişti,çok iyi hatırlıyorum,o zamanlar avcılardaydık.Neyse,övgüler falan 'aferim Özlem'ler gırla.Tabii 8 yaşındaki kızın da hoşuna giderdi bu övgüler.Aradan birazcık zaman geçti çayları sıksık ablam demlemeye başladı,aradan yıllar geçti..Annem elini çaydanlığa sürmez oldu=)
 Bunun gibi bikaç örnek daha sayabilirim beni mutfaktan soğutan...

 Bi bilgi daha
Hani küçükken herkesin ayrı ilde okuma hayalleri vardır ya
Bana 6 yaşımdayken 'büyüyünce ne okuyacaksın?' diye soranlara 'izmirde Psikoloji' derdim.Gerçi 16 yaşımdayken de aynı cevabı verirdim,17de vazgeçtim ama,nedendir bilinmez=)
Neyse bide 'aynı evde oturma' planları yapılır.13'üme girdiğim gün o zamanlar en yakın arkadaşım olan özgeyle uzanıp hayaller kuruyoruz.
 İş beraber yaşamaya gelince toparlandı
'ama sen çok dağınıksın,aynı evde yaşasak boğarım ben seni' gibi bişey dedi.aradan yıllar geçti tabii,cümleyi biraz  çarpıtmış da olabilirim,okuyosa kusura bakmasın..
Neyse sonra Didem ve Zeyneple arkadaş olduk.Eskiden bi oyunumuz vardı.Ben mesela ben uydurma bi hikayeye başlardım,didem devam ederdi,sonra zeynep,sonra yine ben bööyle devam ederdi.Bazen de geleceği kurgulardık böyle.O hayallerde bile dağınıklığım konu olurdu.
Lise 1'deyken 'beraber tuttuğumuz evi  böyle dağıtamazsın' demişti zeynep,çok hoşuma gitmişti.Yani beraber ev tutacağımız garanti de benim dağınıklığım sorunmuş gibi...
 Ne yapalım,kişilik özelliği bu dağınıklığım.Dersanede türkçe dersinden türkçe dersine yanıma oturan kız bile sıramı görüp 'Allah annene yardımcı olsun' demişti=)
 Bu gidişle değil biriyle aynı evde kalmak,yurda bile almazlar gibi gelioDil

Neyse..tatilimin gidişatından bahsedeyim
Okul zamanında nerdeyse hiç TV izlemezdim.Yani şöyle bi bakardım,sonra sıkılıp yatardım..
Ama tatilin başlamasıyla CNBC-e'nin yeni sezonu açması bir oldu.
Puşing deyisiz'im başladı mesela.Salı akşamı saat 20'de onu izliyorum.Hemen ardından dispurud hausvayfs var ama evdekilerin 'canım ailem'i izleme isteği yüzünden daha bakamadım bile.
Çarşambaları da
'hav ay met yoğur madır' var,o da çok hoş.Hemen ardından Gost vispırır var.Ruhlarla konuşup onları öteki tarafa postalamaya çalışan bi kadının hikayesi.Aslında korku unsuru barındırmıyo ama ben izledikten sonra çok tırsıyorum.
Bi de geçen gün trt de bişiye rastladım.Hani Düşlerimin Prensi(Goong)'nda o sevdiğim ama gözü yaştan kurtulmayan çocuğun başrolünü oynadığı bi dizi var,öğlen vakti gösteriyo.20 bölümlük,Goong S adlı bi kore dizisi.Aynı kadro,aynı saray,konusu da fena değil,hele müzikler...
Okul açılınca izleyemicem tabii.Gerçi TRTdekiler akıl ederler saatini ileri çekmeyi.Sabahçıların okuldan,öğlencilerin evden çıkış,liselerin ders saati olan bi saatte tamda o yaşa hitabeden bi diziyi yayınlamazlar diye düşünüyorum.
 Böyle işte,gidişat kötü.
İnsanın çok boş vakti olunca TVden ayrılamıyo..
Neyse ki yabancı diziler herşeyi lastik gibi uzatmak yerine 45 dakikayla sınırlı tutuyolar.BKM mutfağı da eklersek haftada ortalama 7 saat ekran karşısında dikili oluyorum.Neyseki türk dizilerine alerjim var.Ordan yırtıyoruz...
Çok gıcık değil mi ama?
Her saniye başına  bi entrika,en olmucak dizide bile susmayan silahlar,uzatılan-sakız tadında sahneler...Komediye çalıyo diye izliyosun iki bölümden sonra drama çeviriyolar.Perşembeleri Showda gösteren bişi var.Jeneriği falan neşeli bi dizi gibi duruyo ama dün gördüğüm her sahnede birileri ağlıyodu.Garip olan grip olan benim,burunları akan onlar SiritiyorBiliyorum kötüydü..
Salih'i çok özledim.O olunca kötü espri yapasım gelmiyo,kotayı  doldurmuş oluyo çünkü.
Dün de bi arkadaş 'kusura bakma' yazan bi mesaj atmıştı
'kusur da kimmiş,hem niye bakayım elin adamına' gibi iğğrenç bi espri(?) yaptım.Sonra verdiğim rahatsızlıktan dolayı özür dilemeyi ihmal etmedim tabiiMutlu
Böyle işte..Yeniden görüşene kadar kendinize çook ii bakın...

2/2/2009

Yok yok...
Kesin ben küçükkene içime bi çip yerleştirmişler herşeyi bi çırpıda okuyim diye...
Yok..Güzel bi özellik,hele de testlerde,ona sözüm yok ama doya doya kitap okumanın keyfine varamıyorum...
Dersaneden bi arkadaşa sık sık evdeki kitapları veriyodum.Sonra o da 'bu kız hep okumam için bişiler getiriyo,ayıp olmasın,bende ona getireyim' demiş olucak ki(ya da o cümleyi ben kurdurmuş olucam ki=) geçen gün bi roman getirmiş Canan Tan'ın.Pek sevmediğim türden kitap,çocuk kıza deli gibi aşık da,ayrılmaları gerekiyo da,kız kendinden fedakarlık yapıp uzak diyarlara gidiyo da,sonra aşkından verem oluyo da,adam acısına dayanamayıp kendini nil nehrinden atıyo da..
Vuuu
uçtum yine=)
Yok böyle bişi,yani sondakiler yok,baştakiler var.Herneyse otobüste kitabı okumaya başladım.İsmiyle bile 'ben aşk kitabuyuum' diye bağırdığı için test kitabımın arasına kamufle ederek başladım gerçi,bunu niye yaptığımın hiç bi açıklaması yok=)
 Neyse otobüsten indiğimde yüzlere yaklaşmıştım.Eve geldim,yemek yedim,yattım kalktım derken kitap bitti.Az buz bişi de değil,beşyüze yakın sayfası var...Oysa ertesi gün sınav vardı,eve erken gelicektim.Sıkıntıdan ölmiyim diye okucaktım..Hem tam kitaba alışıyosun kitap bitiyo,hiç de güzel bişi değil,kitabın başındayken sonunu da okumuştum zaten,bu da hiç güzel bişi değil,hatta berbat bişi...
 *   *   *
Ben küçükken bi kitap vardı.Adam robot yapıyo mesela  kaçmak istiyosan sayfa 34'e saklanmak istiyosan sayfa 58'e git diyodu.Kendin belirliyodun yani..
(Bu kadının kitaplarında da aynı şey var.İlk ikiyüz sayfa falan resmen Piraye'yle aynı.
babasının okuduğu ünv'yi-bölümü seçiyo,nazım hikmet hayranı,sol görüşlü,özgürlük aşığı...hatta yazlıklarının olması,babasının sadece haftasonları onlara katılması bile aynı..)
Herşeye rağmen sevdiği adamı seçsin diyosanız Piraye'yi,yok yok ikisinin iyiliği için de kaçsın diyosanız 'yüreğim seni çok sevdi'yi seçin
*  *  *
Neyse bayıldığım ve ezberlediğim şu şiirle bu kitap konusunu kapatalım
      'Durup dururken bağlanıyorum başladığım güne
Ve her seferinde
Sen çıkıyorsun su yüzüne'
                            nazım hikmet

16/1/2009

dünler...

Bugün nasıl bir gündü?
Sabahın körüsünde Peri'nin attığı  mesaj keyfimi kaçırmıştı biraz,olayı bilmemenin gıcıklığı,içindekileri sevmediğim bi okula gitmenin gıcıklığı,biraz sonra duyacağım şeylerin bende yaratacağı gıcıklık...Yani koca bi GICIK TOPU olmuş okula giderken yavru minnacık bi köpek(yirim onu,yirim) çıktı karşıma.Hemen okşamaya başladım,oyun yaptı it,omzuma falan tutunup ayağa kalkmaya çalıştı,o ne tatlı şeydi öyle...Cebimde bi fıstıklı çikolatadan başka bişey yoktu,oysa onun karnını doyurmayı ne de çok isterdim.Birazcık sevdim ama fazla oyalanamadım çünkü ilk ders cumali hocanındı.
 Biraz önceki gıcık elif gitmiş tam bi üçlefe olmuştum.biliyorsun günlükcük bu ikisi ayrı şeyler...
 Ders çok sıkıcıydı gerçi ama şu diyologcuğu yazmak istiyorum
İşte,konu; olumsuz yazıldığı halde anlamca olumlu cümleler
Ben bi örnek verdim
'seni sevmiyo değilim'
Rauf'un sözüydü bu.Hep der 'sana gıcık olmuyo değilim,seni öldürmek istemiyo değilim...Bende bu yüzden söylemiştim.
Hoca cevabı yapıştırdı
'bende farketmiyo değilim'
Ayy günlük Utanmis
 böyle işte...
Son iki ders erken çıkıp dooğru fotoğrafçıya gittik Perüyle.İkimizin de odası fotoğraflarla dolu,kadıköy-gezme tozma resimlerimizi de çıkartıp duvara yapıştıralım istedik.
            Dün nasıl bir gündü?
Okul çıkışı durakta 48 N'yi beklerken kimi gördüm tahmin et?
MR Muscle'mi...
Yok yook..Yüzünü buruşturma,o MR Muscle değil,aynı reklam kahramanına benzeyen bi başka MR Muscle...
Sonra otobüse bindim,Osmanbey Beyaz Adama gittim.amacım Koraya ve Yağız'a yeni kitaplar almaktı.elimde bikaç kitap vardı 7 lira değerinde.Bi tane daha almak için rafları dolaşırken İpek Ongunun son kitabını gördüm.Elimdeki kitapları bırakıp onu aldığım gibi kasaya gittim.Bikaç gün önce çıkmış bu kitabı da...
Aslında idefixten indirimimiz var,alsak aynı kitabı epey indirimli alırdık ama diğerlerinde olduğu gibi bunda da annem tarafından oyalanmak istemediğim için kitabı kapıp 20 lirayı takır takır ödedim.
Dönüş otobüsünde başladım kitaba,eve geldim yatağa geçip okumaya devam ettim.Sonra kalktım mısır gevreği falan hazırladım,tekrar oturdum biraz daha okudum...Babamlar gelip de akşam yemeğine oturana kadar (4 saat) taamm  333 sayfa okumuşum.Yemekten sonra biraz televizyon falan da izledim...Molaları saymazsak  430 küsür sayfayı 5 saatte okumuş oluyorum ki takdire şayan...
 Kitaba gelirsek...
Hiç beğenmedimGöz Kirpiyor
E sen de diyeceksin madem beğenmedin bu ne sürat?
De de haklısın..Onu bende bilmiyorum...
Çok kötü bir huyumu söyliyim mi sana??
Kitapları alır almaz son 3 sayfasını okurum ve kitabın büyük bi zevki yok olur...
Hani 'acaba devamı ne?' sorusunun cevabını alınca kitabı okumak pek eğlenceli olmuyo,bilirsin.Ama kendime bi türlü engel olamıyorum
Piraye kitabını okuyodum geçen aylarda.İlk 3-5 sayfasından sonra en arka sayfayı açtım Evlendiği adam(ismini hatırlayamıyorum,muhsin miydi neydi?) Diyarbakırda öldürülüyodu.
O zaman kitap 'bu kız ünv. bitirecek,Muhsinle evlenip diyarbakıra gelin gidecek.Muhsin de hısımları tarafından öldürülecek' olay örgüsünü ve kitabın sonunu bilince okumak ...
kulağına katil uşak bilgisi fısıldanmış gibi bişey..
neyse günlükçüm.Mr muscleyi görmek çok güzeldi,o kitabı almak da,özleme tüm kitabı yalan yanlış anlatmak daDil
Dünden önceki gün nasıl bi gündü?
O da gayet güzeldi..
Peri bizim eve gelmişti,bi de ben onun evine gitme kararı aldım.Yine yemek yapıcaz beraber...
Ispanaklı gül böreği ve petübörlü pasta yapmayı düşünüyoruz...Başka pratik fikirleriniz varsa onları da değerlendirmeye alırız tabi...
 bi de bi de..
Yeni yatak aldım kendime.Çivili yataktan farksız olmuştu eskisi.
İki gündür mışııl mışııl uyuyorum,sabahları da mutlu kalkıyorum.
Annem ortapedik yastık almış bide ama yastık kullanmayı hiç sevmem...
Neyse günlük ..başka dünlerde bugünlerde görüşmek üzere...

« Öncekii |

MySpace Cursors

WOW MySpace Cursors & MySpace Layouts

MySpace Cursors