
Normalde yazı yazarım ama başlık bulamam.Ama nedense bu yazıya iki başlık koymak istiyorum.Biri uzun beyaz bulut,gelibolu öteki gün olur asra bedel.Tabii iki başlık atamayacağıma göre günün özünü anlatan çanakkale yazmak da yeterli sanırım..
Neyse efendim herşeyden önce en önemli olaraktan şunu belirtmek isterim ki...
yolculuğum harikaydı,midem falan bulanmadı yani otobüste.Zaten benim yerime kusan bi arkadaşımız vardı 

Neyse efendim bu önemli ayrıntıyı paylaştıktan sonra günümüze başlayabiliriz..
Gece uyuyamamıştım bi türlü.Zaten ben 9'a kadar yattım yattım.Yatmadımsa mutlaka sabahlıyorum.Neyse konumuz bu değil..Saat üç buçuk gibi dalar gibi olmuştum.Bana 10 dakka gibi gelen bi sürede annemin sesini duydum 'elif geç kaldın,saat altı o0lduu!!'
geç altı..allah kahretsin yine mi geç kaldım derken saate baktım.Altıya beş falan geçiyodu.Jet hızıyla giyinip arabaya atladık.Babam aracı çalıştırırken Betül'ü aradım 'betül biz yaklaştık sayılır,kaıthanedeyiz.Otobüs haraket etmesin tamam mı,geliyoruz..'
Onca telaş okula gittiimde ne göreyim,50 kişi bile yoktu bahçede.Bize verdikleri saatten 30 dk sonra yola çıktık.Hmm belirteyim ne yazıkki Perü gelmedi.Ama -iş bu ya- arasıra bahsettiğim 9.sınıftan arkadaşım Elif geldi..Şans eseri karşılaştık,aynı otobüse bindik..

Yolculuğun başı sıkıcı diye nitelendirilecek şekildeydi.Sonra bikaç yerde mola vere vere çanakkaleye vardık.Önce bi yerde yemek yedik.Masalar beş kişilikti.Kızların yanında yer kalmayınca garson beni ilknurların masasına almaz mı?
Şaka gibi ya,insanın istemediği ot burnunun dibinde biter derler,tabii bu söz her iki taraf içinde geçerli.
Yemek deseniz iğrenççti.Nimettir,kötü konulmiim diyorum ama harbiden berbattı.Ya Kemalpaşa Tatlısı mesela.Suyun içine paketi boşalt üstüne şeker at..Onu bile yapamamışlar.Köfte desen dışı kıtır içi kıymaydı,pilav sanki 3 günlükmüş de içine su atıp karıştırıp dördüncü gün önümüze çıkartılmış gibiydi=)

Neyse,masada fazla kalmadan aşağı indim.Hediyelik eşta satan bi adam vardı.Didem de Zeynep de çanakkale dönüşlerinde bana hediye getirmişlerdi hem onlar için hem Peri için hem kendim için hem,hem ...Cüneyt Babanın filmlerindeki Buuu anam için,buu babam için bu da öldürdüğün bütün masumlar için' repliği gibi oldu sanki=)

Neyse bize 20 dk oyalanma süresi vermişlerdi.Karşıda açık hava müzesi gibi biyer vardı.Oraya girdim.Bi süre sonra okuldan bissürü kişinin geldiğini gördüm.Ben gördüğüm herşeyin fotosunu çekmekle oyalanırken bi baktım etrafımda kimse kalmamış.Telaşla sağa sola bakınca bizim otobüsü gördüm.Feyyaz el sallıyodu,kalkmak üzreymişiz.
Arabadaki rehberimiz gerçekten harikaydı,önemli gördüğü her bilgiyi bizi sıkmadan anlattı.Çanakkaleye yaklaşınca bi de 'çanakkale türküsü'nü okudu yanık sesiyle..Sonra çanakkale rehberi geldi ve asıl gezi başladı.Dünyalar güzeli bi yermiş Çanakkale dedikleri,yok böyle bi manzara...Manzaradan önce tarihi değeri var tabii..

Gezdiğimiz çoğu yer çanakkaleyle ilgili kitaplarda söylenen,hemen hemen herkesin bildiği yerlerdi o yüzden anlatmıcam.Yalnız beni en ürperten şey arada 50 metre bile olmayan türk ve anzak siperleriydi.İnsanı bile bile ölüme götüren nasıl bi sevgi,aklım almıyo.Bizim mal mal gezip fotoğraf çektiğimiz,ayağını burkan bi kızın 45 dakka ağlamasını dinlediğimiz yerlerde gerçek bi savaş olmuş,binlercesi vurmuş,vurulmuş...Rehberin anlattığına göre denizin maviliği kalmamış savaş esnasında.Çanakkaleyle ilgili bi kitapta okuduğum 'matarama kan doldu' olayı geldi aklıma,içim ürperdi..
Ya bide....Mesela rehber diyo ki işte,boğaza döşediğimiz mayınlarla karşı tarafı ağır hasara uğrattık,yüzlercesi öldü..
Çok saçma,evet ama bizimkiler için ne kadar üzüldüysem karşı taraf için de bi o kadar üzüldüm.Düşman mı? evet düşman ama sonuçta o da bi insan değil mi?Üstelik savaşa katılanların çoğunun ne uğruna savaştıklarını bile bilmedikleri bilinen bi gerçek...Bilmiyorum ya,ölmek mi öldürmek mi daha zor onu da bilmiyorum.Bildiğim tek şey ne uğruna yapılırsa yapılsın savaşın iğrenç birşey olduğu..

Herneyse günlük,biz gezimize dönelim..
Tek başıma çanakkale anıtının orda dolaşırken Feyyaz yanıma geldi.Zaten Feyyazın birisiyle ilgilenmen için o kişinin illa yalnız ve mutsuz görünmesi gerekir.

Conk Bayırının ordayken Kenan rica etti telefonum kapandı,bizi sen çekermisin diye.Bu sözden sonra onların şipşakçılık işine başlamış oldum.Bikaç bin fotoğraf çektikten sonra kenan 'burda da çeksene' dedi.
'çekerim tabii parasıyla değil mi?' dedim(şaka yaptım gülperi,açma gözlerini öyle)
coşkun 'seni şu topa koyup atarım' dedikten sonra güldü 'elif düşman cephesine büyük zaiyat verir lan,çenesiyle öldürür'

Böyle iğrenç esprileri olmasına rağmen bizim sınıfın erkeklerinin hepsini tek tek tek tek çok özlücem..Diğerlerine bakıyorum da harbiden bambaşka bizim sınıftakiler.Dönüşte moladayken biraz durgun görünüyomuşum,üçü de yanıma geldi nooldu demek için.coşkunun ilk sözü 'biri bişi mi dedi,göster dövelim' oldu
ya bilmiyorum belki de çok sevdiğimden hiçbi kusurlarını görmüyorumdur.Neyse,(eğer varsa) hepsine hakkımı sonun kadar helal ediyorum.Her yeni günü mutlulukla kapatırlar inşallah..

Dönüş otosundayız.İlknur Feyyazın kaşgözüyle arkasına döndü elindeki böreği gösterip 'istermisin?' dedi.kafamla yok yaptım,elife döndü.'adını bilmediğim kız,ister misin?'
'Yok' dedim.'İstemez.Tok o'
Benim bu sözüme karşılık Elif naaptı?
'Çok açım ya sağol' diye yemeğe sayıldı.Bu arada benden minik de bi yumruk yedi;
'bi kere de beni utandırma be!'
'napiim ya çok açım'
yine dönüş otosundayız.Bizim karadenizli şöför aşağıda horon tepmek,tepenleri izlemek için aracı kenara çekti.Ama yeterli çoğunluk sağlanamadığından kısa sürede otobüse geri döndük
Hala dönüş otosundayız=)
Yaso Feyyazın yanına geldi 'ya baksana burda bizim sınıftan kimse var mı,herkes arkada,gel bizde gidelim..'
'Yasemin' dedim 'belki bilmiyosundur ama insanlar kabileler halinde yaşamayı yüzyıllar önce bıraktı'
Bu söylediğime güldü ve sarılmak için yanıma geldi 'emin misin?Bak,sonradan pişman olucağın hareketler yapma??'
bi kez daha farkettim ki son zamanlarda tam aksini iddia ediyo olsam da okul benim yuvam.İçinden çıkmak istemediğim,sevdiklerimle sevmediklerimle kocaman,sıcak yuvam
He bu arada her indiğimiz yerde birsürü köpecik sevdim,çok güzeldi.5 ayrı kişiden 'çok beendiysen eve götür yavrum' sözünü duydum=)

Dönüşte,molada yemek yerken harun hoca 'yalnız elif herkezden çok farklısın' dedi.Bakmakla görmek aynı şey değil ya,sen çok iyi görüyorsun,ayrıntıları buluyorsun 'gibi bişi dedi.Çok hoşuma gitti söyledikleri.

Ya bu arada gece uyumaya çalışırken çok garip oldum.Hani saatlerce yüzersiniz akşam kendinizi hala denizde hissedersiniz ya (çoğul eki kullandım ama bende böyle,sizi bilemiyorum) neyse işte gece uyumaya çalışırken hala otobüsteymişim,bi o yana bi bu yana sallana sallana gidiyomuşum gibi hissettim