tatil başlığıyla daldan dala atlanarak yazılmış,uzun,karışık bi
Meraba günlükcüm
birazcık rahatsız olmamın ve burnumun deli gibi akmasının ve yanımda selpak niyetine bişeyin bulunmamasının dışında-bomba gibiyim...
Özlemi okumaya,annemi de kızının tuttuğu eve teftişe Mersin'e yolcu etmiştim bikaç gün önce,kaldık yine babamla başbaşa...
İlk gün bi önceki günden kalanları yedik,ertesi gün lahmacun söyledik.Gerçi anneme 'kabak dolması yaptım' dedi,o da yedi=) Uzak ellerde,sevinsin gariban (ben kiiim kabak dolması kim?)
Ertesi gün canum babacığım hiçbişey yemekten helak oldu diye düşünüp mutfağa girip,işkembe çorbası yaptım.
Çok zordu,önce işkembeleri dilimledim,sonra soğanı terbiye edip..
Ay saf saf bakıyo musun yoksa?
Suyu kaynattım,Knoor işkembe çorbasını içine kattım,karıştırdım
Budur yani=)
Bi de makarna yapiim dedim,yarım paket burgu makarna vardı rafta.Tarife uygun yaptım ve süzdüm.Normalde bizim evde asla makarna süzülmez.Herneyse,evde annem olmayınca arkada yazan tarife uydum tabii,ve karşınızda
orta doğu ve balkanların en lezzetsiz makarnası
Su tadı vardı içinde,tuzsuz...Dilber Halanın deyimiyle 'cibiliyetsiz' bi burgu makarna olmuştu
Canım babacığım beni kırmamak için mayonez ketçap döküp yedi ama ben o cesareti pek gösteremedim
Neyse ki bu sabah annem geldi de yemek yapamama maceralarım son buldu=)
Bu arada yanlış anlama olmasın sizinle bişi paylaşiim
Elim çok lezzetlidir ama tatlı yapmak dışında mutfağa girmem çünkü ben sandığınızdan daha akıllı bi kızım.Yani şu;
Ablam 8 yaşındayken çay demlemeyi öğrenmişti,çok iyi hatırlıyorum,o zamanlar avcılardaydık.Neyse,övgüler falan 'aferim Özlem'ler gırla.Tabii 8 yaşındaki kızın da hoşuna giderdi bu övgüler.Aradan birazcık zaman geçti çayları sıksık ablam demlemeye başladı,aradan yıllar geçti..Annem elini çaydanlığa sürmez oldu=)
Bunun gibi bikaç örnek daha sayabilirim beni mutfaktan soğutan...
Bi bilgi daha
Hani küçükken herkesin ayrı ilde okuma hayalleri vardır ya
Bana 6 yaşımdayken 'büyüyünce ne okuyacaksın?' diye soranlara 'izmirde Psikoloji' derdim.Gerçi 16 yaşımdayken de aynı cevabı verirdim,17de vazgeçtim ama,nedendir bilinmez=)
Neyse bide 'aynı evde oturma' planları yapılır.13'üme girdiğim gün o zamanlar en yakın arkadaşım olan özgeyle uzanıp hayaller kuruyoruz.
İş beraber yaşamaya gelince toparlandı
'ama sen çok dağınıksın,aynı evde yaşasak boğarım ben seni' gibi bişey dedi.aradan yıllar geçti tabii,cümleyi biraz çarpıtmış da olabilirim,okuyosa kusura bakmasın..
Neyse sonra Didem ve Zeyneple arkadaş olduk.Eskiden bi oyunumuz vardı.Ben mesela ben uydurma bi hikayeye başlardım,didem devam ederdi,sonra zeynep,sonra yine ben bööyle devam ederdi.Bazen de geleceği kurgulardık böyle.O hayallerde bile dağınıklığım konu olurdu.
Lise 1'deyken 'beraber tuttuğumuz evi böyle dağıtamazsın' demişti zeynep,çok hoşuma gitmişti.Yani beraber ev tutacağımız garanti de benim dağınıklığım sorunmuş gibi...
Ne yapalım,kişilik özelliği bu dağınıklığım.Dersanede türkçe dersinden türkçe dersine yanıma oturan kız bile sıramı görüp 'Allah annene yardımcı olsun' demişti=)
Bu gidişle değil biriyle aynı evde kalmak,yurda bile almazlar gibi gelio
Neyse..tatilimin gidişatından bahsedeyim
Okul zamanında nerdeyse hiç TV izlemezdim.Yani şöyle bi bakardım,sonra sıkılıp yatardım..
Ama tatilin başlamasıyla CNBC-e'nin yeni sezonu açması bir oldu.
Puşing deyisiz'im başladı mesela.Salı akşamı saat 20'de onu izliyorum.Hemen ardından dispurud hausvayfs var ama evdekilerin 'canım ailem'i izleme isteği yüzünden daha bakamadım bile.
Çarşambaları da 'hav ay met yoğur madır' var,o da çok hoş.Hemen ardından Gost vispırır var.Ruhlarla konuşup onları öteki tarafa postalamaya çalışan bi kadının hikayesi.Aslında korku unsuru barındırmıyo ama ben izledikten sonra çok tırsıyorum.
Bi de geçen gün trt de bişiye rastladım.Hani Düşlerimin Prensi(Goong)'nda o sevdiğim ama gözü yaştan kurtulmayan çocuğun başrolünü oynadığı bi dizi var,öğlen vakti gösteriyo.20 bölümlük,Goong S adlı bi kore dizisi.Aynı kadro,aynı saray,konusu da fena değil,hele müzikler...
Okul açılınca izleyemicem tabii.Gerçi TRTdekiler akıl ederler saatini ileri çekmeyi.Sabahçıların okuldan,öğlencilerin evden çıkış,liselerin ders saati olan bi saatte tamda o yaşa hitabeden bi diziyi yayınlamazlar diye düşünüyorum.
Böyle işte,gidişat kötü.
İnsanın çok boş vakti olunca TVden ayrılamıyo..
Neyse ki yabancı diziler herşeyi lastik gibi uzatmak yerine 45 dakikayla sınırlı tutuyolar.BKM mutfağı da eklersek haftada ortalama 7 saat ekran karşısında dikili oluyorum.Neyseki türk dizilerine alerjim var.Ordan yırtıyoruz...
Çok gıcık değil mi ama?
Her saniye başına bi entrika,en olmucak dizide bile susmayan silahlar,uzatılan-sakız tadında sahneler...Komediye çalıyo diye izliyosun iki bölümden sonra drama çeviriyolar.Perşembeleri Showda gösteren bişi var.Jeneriği falan neşeli bi dizi gibi duruyo ama dün gördüğüm her sahnede birileri ağlıyodu.Garip olan grip olan benim,burunları akan onlar
Biliyorum kötüydü..
Salih'i çok özledim.O olunca kötü espri yapasım gelmiyo,kotayı doldurmuş oluyo çünkü.
Dün de bi arkadaş 'kusura bakma' yazan bi mesaj atmıştı
'kusur da kimmiş,hem niye bakayım elin adamına' gibi iğğrenç bi espri(?) yaptım.Sonra verdiğim rahatsızlıktan dolayı özür dilemeyi ihmal etmedim tabii
Böyle işte..Yeniden görüşene kadar kendinize çook ii bakın...
birazcık rahatsız olmamın ve burnumun deli gibi akmasının ve yanımda selpak niyetine bişeyin bulunmamasının dışında-bomba gibiyim...
Özlemi okumaya,annemi de kızının tuttuğu eve teftişe Mersin'e yolcu etmiştim bikaç gün önce,kaldık yine babamla başbaşa...
İlk gün bi önceki günden kalanları yedik,ertesi gün lahmacun söyledik.Gerçi anneme 'kabak dolması yaptım' dedi,o da yedi=) Uzak ellerde,sevinsin gariban (ben kiiim kabak dolması kim?)
Ertesi gün canum babacığım hiçbişey yemekten helak oldu diye düşünüp mutfağa girip,işkembe çorbası yaptım.
Çok zordu,önce işkembeleri dilimledim,sonra soğanı terbiye edip..
Ay saf saf bakıyo musun yoksa?
Suyu kaynattım,Knoor işkembe çorbasını içine kattım,karıştırdım
Budur yani=)
Bi de makarna yapiim dedim,yarım paket burgu makarna vardı rafta.Tarife uygun yaptım ve süzdüm.Normalde bizim evde asla makarna süzülmez.Herneyse,evde annem olmayınca arkada yazan tarife uydum tabii,ve karşınızda
orta doğu ve balkanların en lezzetsiz makarnası
Su tadı vardı içinde,tuzsuz...Dilber Halanın deyimiyle 'cibiliyetsiz' bi burgu makarna olmuştu

Canım babacığım beni kırmamak için mayonez ketçap döküp yedi ama ben o cesareti pek gösteremedim

Neyse ki bu sabah annem geldi de yemek yapamama maceralarım son buldu=)
Bu arada yanlış anlama olmasın sizinle bişi paylaşiim
Elim çok lezzetlidir ama tatlı yapmak dışında mutfağa girmem çünkü ben sandığınızdan daha akıllı bi kızım.Yani şu;
Ablam 8 yaşındayken çay demlemeyi öğrenmişti,çok iyi hatırlıyorum,o zamanlar avcılardaydık.Neyse,övgüler falan 'aferim Özlem'ler gırla.Tabii 8 yaşındaki kızın da hoşuna giderdi bu övgüler.Aradan birazcık zaman geçti çayları sıksık ablam demlemeye başladı,aradan yıllar geçti..Annem elini çaydanlığa sürmez oldu=)
Bunun gibi bikaç örnek daha sayabilirim beni mutfaktan soğutan...
Bi bilgi daha
Hani küçükken herkesin ayrı ilde okuma hayalleri vardır ya

Bana 6 yaşımdayken 'büyüyünce ne okuyacaksın?' diye soranlara 'izmirde Psikoloji' derdim.Gerçi 16 yaşımdayken de aynı cevabı verirdim,17de vazgeçtim ama,nedendir bilinmez=)
Neyse bide 'aynı evde oturma' planları yapılır.13'üme girdiğim gün o zamanlar en yakın arkadaşım olan özgeyle uzanıp hayaller kuruyoruz.
İş beraber yaşamaya gelince toparlandı
'ama sen çok dağınıksın,aynı evde yaşasak boğarım ben seni' gibi bişey dedi.aradan yıllar geçti tabii,cümleyi biraz çarpıtmış da olabilirim,okuyosa kusura bakmasın..
Neyse sonra Didem ve Zeyneple arkadaş olduk.Eskiden bi oyunumuz vardı.Ben mesela ben uydurma bi hikayeye başlardım,didem devam ederdi,sonra zeynep,sonra yine ben bööyle devam ederdi.Bazen de geleceği kurgulardık böyle.O hayallerde bile dağınıklığım konu olurdu.
Lise 1'deyken 'beraber tuttuğumuz evi böyle dağıtamazsın' demişti zeynep,çok hoşuma gitmişti.Yani beraber ev tutacağımız garanti de benim dağınıklığım sorunmuş gibi...
Ne yapalım,kişilik özelliği bu dağınıklığım.Dersanede türkçe dersinden türkçe dersine yanıma oturan kız bile sıramı görüp 'Allah annene yardımcı olsun' demişti=)
Bu gidişle değil biriyle aynı evde kalmak,yurda bile almazlar gibi gelio

Neyse..tatilimin gidişatından bahsedeyim
Okul zamanında nerdeyse hiç TV izlemezdim.Yani şöyle bi bakardım,sonra sıkılıp yatardım..
Ama tatilin başlamasıyla CNBC-e'nin yeni sezonu açması bir oldu.
Puşing deyisiz'im başladı mesela.Salı akşamı saat 20'de onu izliyorum.Hemen ardından dispurud hausvayfs var ama evdekilerin 'canım ailem'i izleme isteği yüzünden daha bakamadım bile.
Çarşambaları da 'hav ay met yoğur madır' var,o da çok hoş.Hemen ardından Gost vispırır var.Ruhlarla konuşup onları öteki tarafa postalamaya çalışan bi kadının hikayesi.Aslında korku unsuru barındırmıyo ama ben izledikten sonra çok tırsıyorum.
Bi de geçen gün trt de bişiye rastladım.Hani Düşlerimin Prensi(Goong)'nda o sevdiğim ama gözü yaştan kurtulmayan çocuğun başrolünü oynadığı bi dizi var,öğlen vakti gösteriyo.20 bölümlük,Goong S adlı bi kore dizisi.Aynı kadro,aynı saray,konusu da fena değil,hele müzikler...
Okul açılınca izleyemicem tabii.Gerçi TRTdekiler akıl ederler saatini ileri çekmeyi.Sabahçıların okuldan,öğlencilerin evden çıkış,liselerin ders saati olan bi saatte tamda o yaşa hitabeden bi diziyi yayınlamazlar diye düşünüyorum.
Böyle işte,gidişat kötü.
İnsanın çok boş vakti olunca TVden ayrılamıyo..
Neyse ki yabancı diziler herşeyi lastik gibi uzatmak yerine 45 dakikayla sınırlı tutuyolar.BKM mutfağı da eklersek haftada ortalama 7 saat ekran karşısında dikili oluyorum.Neyseki türk dizilerine alerjim var.Ordan yırtıyoruz...
Çok gıcık değil mi ama?
Her saniye başına bi entrika,en olmucak dizide bile susmayan silahlar,uzatılan-sakız tadında sahneler...Komediye çalıyo diye izliyosun iki bölümden sonra drama çeviriyolar.Perşembeleri Showda gösteren bişi var.Jeneriği falan neşeli bi dizi gibi duruyo ama dün gördüğüm her sahnede birileri ağlıyodu.Garip olan grip olan benim,burunları akan onlar
Biliyorum kötüydü..Salih'i çok özledim.O olunca kötü espri yapasım gelmiyo,kotayı doldurmuş oluyo çünkü.
Dün de bi arkadaş 'kusura bakma' yazan bi mesaj atmıştı
'kusur da kimmiş,hem niye bakayım elin adamına' gibi iğğrenç bi espri(?) yaptım.Sonra verdiğim rahatsızlıktan dolayı özür dilemeyi ihmal etmedim tabii

Böyle işte..Yeniden görüşene kadar kendinize çook ii bakın...

Konu: :D
walla saf saf bakıodm.diorm ne dio bu kız ya elif kim işkembe çorbası kim yani.hazır çorba ve makarna yapmşsn ya hoş bn ona da şaşırdm...
G3ZM3K İST3RS3N »